
Saçmalamamın üstünden az bir zaman geçtikten sonra bu sefer biraz ciddi bir konuya gireyim dedim. Malum yazılarımın çoğunda ilham kaynağım, hele ki "hikaye" olanlar Yeditepe Üniversitesi içinde geçen olaylar. Burdan yola çıkarak, ÖSS'ye de pek bir şey kalmadı yaklaşık 2 ay kadar, ÖSS'den sonra da kazananlar için sevinçli bir telaş olan tercihler başlayacak. Tercihlerine Yeditepe Üniversitesi'ni dahil edecek veya etmeyi düşünenlere bir katkı da benden olsun dedim. Hele ki kazanırlarsa bu yazım muhtemelen bayağı işlerine de yarar. Evet konu ortada Yeditepe Üniversitesi'nde yaşam...
Ben nasıl tercih ettim Yeditepe'yi?
Klasik olarak tercih zamanı gelmesine yakın, üniversiteleri dolaşmaya, bilgi almaya başladım. İlk olarak Sarıyer sırtlarındaki bir üniversiteye gittim, gittiğimi ancak saatler sonra medeniyet gördüğümde anladım. Git, git, tırman, tırman bitmeyen bir yerdi. Giderken bile ilk aklıma buraya hergün gidip gelmeyi başarırsam mezun olduğum zaman herhalde bir ıssız ormanda yön bulacak kadar gelişmiş sezilerim olurdu. Her neyse bu üniversiteden bilgiyi aldım, döndüm. Bu şekilde bir kaç üniversite daha dolaştım. En sonunda babamın bir arkadaşının MBA yaptığı üniversite olan Yeditepe'yi önermesiyle de oraya doğru yola çıktım. Orası da bana oldukça uzak gelmişti, okul hayatım boyunca, okula gitmek için hiç bir araca binme gereksinimi duymadığımdan olsa gerek. Ama en sonunda oraya varıp da o devasa kapıyı gördüğümde hakikatten oldukça etkilendim. Kocaman bir "T.C. YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ 26 AĞUSTOS YERLEŞKESİ" yazan bir giriş. Daha sonra bu kapıdan içeriye katedip, gereken bilgileri aldım. O devasa kapı bile benim Yeditepe'ye olan ön yargımı kırmaya yetmedi. Çünkü genellikle gazetelerde çıkan haberlerden olsun, arkadaşlardan duyulanlardan olsun, hatta her İstanbul'ludaki o genel kanıdan olsun büyük bir önyargım vardı. Bu sebeple tercih listemde ancak 6. sırada kendine yer bulabildi Yeditepe "Bilişim Sistemleri ve Teknolojileri" bölümüyle.
Kazandıktan sonrası...
Tercih sonuçları açıklandı ve 6.sıradaki tercihim Yeditepe'yi kazanmıştım. Bir yandan üniversiteli olabilmenin verdiği o sevinç vardı ama bir yandan da "ulan kazana kazana nereyi tutturduk ya! 24 tercihten sen git 6.tercihi kazan var mı böyle birşey?" de diyorudum. Bahsettim ya o meşhur önyargı sağolsun. Fakat bu şekilde kazandığıma bile tam olarak sevinmediğim bir üniversite benim çok sağlam arkadaşlar, dostlar edindiğim, severek gittiğim, her dakikasından zevk aldığım, orada okumanın ve o atmosferi yaşamanın ayrıcalığını gördüğüm bir yer halini aldı.
Ve işte "Yeni Başlayanlar için Yeditepe Üniversitesi";
-Biraz zor olacak ama okulla ilgili tüm önyargılarınızı silin. Gerçekten oldukça fazla söylenti ve önyargı hakim ancak içeri girdikten sonra oranın havasını teneffüs ettikten sonra farkedeceksiniz ki duyduklarınızın, bildiklerinizin bir çoğu yanlışmış.
- Okulda her türlü tiple karşılaşacaksınız, klasik bir vakıf üniversitesinden daha çok devlet üniversitelerini andıran bir şekilde toplumun her katmanından, Türkiye'nin her yerinden bir çok öğrenci olduğunu göreceksiniz.
- Okulda gerek ÖSS'den gelen burslu öğrencilerle, gerekse verilen başarı, sporcu, vb. burslu öğrencilerle, burslu burssuz dengesinin birbirine yakın olduğunu göreceksiniz.
- Okulun en büyük sorunlarından biri paçayı kaptırmadan hazırlığı geçebilmektir. Zaten hazırlıkta defalarca hocaların da söyleyeceği gibi "Siz daha üniversiteli değilsiniz, Lise 4'sünüz (tabi yeni sisteme göre artık 5 diyecekler sanırım), hazırlığı geçip de fakülteli olduğunuz zaman üniversiteli olacaksınız." Ve bunu ispatlarcasına hazırlık okullarında zil vardır, lisedeki gibi 50 dakika yemek arası vardır, 9-16 arası ders vardır. Yabancılık çekmezsiniz yani.
- Hazırlık sınıflarında birazcık rahata bağlayıp da geveşediğiniz anda "repeat" olmaktan kurtulmanız zordur. Ya çok iyi ingilizce bilip de çalışmadan rahat rahat geçeceksiniz ki bu çok düşük bir ihtimal, ya da paşa paşa çalışacaksınız aksi takdirde 2 sene boyunca hazırlık okuyanları ilk duyduğunuzda verdiğiniz tepkinin ne kadar da yanlış olduğunu göreceksiniz.
- “En kolayı C kurudur”, “en zoru B kurudur”, “B’yi geçtin mi A’da takılmazsın” gibi sözlere kulak asmadan, hepsinin kendine özgü zorlukları olduğunu bilerek çalışırsanız yararınıza olacaktır.
- Okula ulaşım için bir çok seçeneğiniz bulunmakta. Otobüsle gidilecekse Kadıköy’den 19’a binmek yerine 19 C’ye bindiğiniz takdirde daha hızlı ulaşacaksınız okula fakat 19 C oldukça nadir gelmektedir. Servis kullanacaksanız, bu sizin için zamandan büyük bir tasarruf olacaktır otobüse göre tavsiye edilir. Arabayla gelinecek ise de tüm Kayışdağı Caddesi boyu İSPARK bulunduğunu söylemeyi bir borç bilirim. Oralara para vermek yerine yakınlardaki ara sokaklara bıraktığınız takdirde otopark parasından kurtulmuş olacaksınız. Yok ben arabamı illa paralı bir yere sokacağım diyorsanız da ister okulun otoparkı ki giriş ve çıkış ve de yer bulma işkencedir, ister İSPARK’lı yere, isterseniz de okulun hemen yakınlarındaki 1’i korsan diğeri yasal olan otoparkçılara verebilirsiniz.
- Yeditepe’de yemek yemek de bir sorundur. Hele ki saat 12’de yemek yemeye gidecekseniz tüm hazırlıkların çıktığı bir saat olduğundan mahşeri bir kalabalıkla karşılaşacaksınız, korkmayın. Sosyal tesislerde yiyeceğim diye kasmayın, ilk gün bile olsa çıkın dışardaki bir çok mekandan birine gidin. Hem yemekhanenin yemek kokuları sinmez üzerinize, hem çevreyi tanıma fırsatı bulursunuz, hem de sarmallar halinde dönen o upuzun kuyruğa girmek zorunda kalmazsınız.
- Kulüplerdi, kariyer günleriydi, bahar festivaliydi, her türlü sosyal aktivitede yer almaya özen gösterin, sırf inek gibi de ders çalışmak bir yere kadar tabi ki. (bunu yazan bu kadar aktif mi? Hayır :D )
- Fakülteye geçtiğinizde (Ticari Bilimler için), binanın dış görünüşü, sınıflar arasında seslerin rahat duyulması sizi korkutmasın. Hele ki yan sınıfta hapşuran birine başka sınıfın hocasının “çok yaşa” diye bağırdığı söylencesini duyduğunuzda, inanın gerçek bile olabilir.
- Bölüm hocalarıyla (Bilişim Sistemleri için) oldukça yakın, arkadaş gibi, aile gibi olacaksınız zamanla. Hayatınızın büyük bölümü laboratuvarlarda geçmeye başladığında, üst üste 3 saat beraber oldukça, muhabbet ilerledikçe bunu göreceksiniz.
Uzun oldu ama genel olarak böyle özetleyebiliriz. Geri kalanını zaten yaşadıkça öğreneceksiniz. Ben de kalan kısımlarını öğrendikçe belki ileride ek olarak buna bir yazı yazabilirim tekrar. Eksikler olabilir, ya da bakış açısına göre yanlışlar. Ama kimsenin karşı çıkmayacağı bir nokta olduğundan eminim ki o da “Yeditepe Üniversitesi’ne gelmeden önce ve geldikten sonraki düşünceleriniz kesinlikle çok farklı olacak.”
Ben nasıl tercih ettim Yeditepe'yi?
Klasik olarak tercih zamanı gelmesine yakın, üniversiteleri dolaşmaya, bilgi almaya başladım. İlk olarak Sarıyer sırtlarındaki bir üniversiteye gittim, gittiğimi ancak saatler sonra medeniyet gördüğümde anladım. Git, git, tırman, tırman bitmeyen bir yerdi. Giderken bile ilk aklıma buraya hergün gidip gelmeyi başarırsam mezun olduğum zaman herhalde bir ıssız ormanda yön bulacak kadar gelişmiş sezilerim olurdu. Her neyse bu üniversiteden bilgiyi aldım, döndüm. Bu şekilde bir kaç üniversite daha dolaştım. En sonunda babamın bir arkadaşının MBA yaptığı üniversite olan Yeditepe'yi önermesiyle de oraya doğru yola çıktım. Orası da bana oldukça uzak gelmişti, okul hayatım boyunca, okula gitmek için hiç bir araca binme gereksinimi duymadığımdan olsa gerek. Ama en sonunda oraya varıp da o devasa kapıyı gördüğümde hakikatten oldukça etkilendim. Kocaman bir "T.C. YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ 26 AĞUSTOS YERLEŞKESİ" yazan bir giriş. Daha sonra bu kapıdan içeriye katedip, gereken bilgileri aldım. O devasa kapı bile benim Yeditepe'ye olan ön yargımı kırmaya yetmedi. Çünkü genellikle gazetelerde çıkan haberlerden olsun, arkadaşlardan duyulanlardan olsun, hatta her İstanbul'ludaki o genel kanıdan olsun büyük bir önyargım vardı. Bu sebeple tercih listemde ancak 6. sırada kendine yer bulabildi Yeditepe "Bilişim Sistemleri ve Teknolojileri" bölümüyle.
Kazandıktan sonrası...
Tercih sonuçları açıklandı ve 6.sıradaki tercihim Yeditepe'yi kazanmıştım. Bir yandan üniversiteli olabilmenin verdiği o sevinç vardı ama bir yandan da "ulan kazana kazana nereyi tutturduk ya! 24 tercihten sen git 6.tercihi kazan var mı böyle birşey?" de diyorudum. Bahsettim ya o meşhur önyargı sağolsun. Fakat bu şekilde kazandığıma bile tam olarak sevinmediğim bir üniversite benim çok sağlam arkadaşlar, dostlar edindiğim, severek gittiğim, her dakikasından zevk aldığım, orada okumanın ve o atmosferi yaşamanın ayrıcalığını gördüğüm bir yer halini aldı.
Ve işte "Yeni Başlayanlar için Yeditepe Üniversitesi";
-Biraz zor olacak ama okulla ilgili tüm önyargılarınızı silin. Gerçekten oldukça fazla söylenti ve önyargı hakim ancak içeri girdikten sonra oranın havasını teneffüs ettikten sonra farkedeceksiniz ki duyduklarınızın, bildiklerinizin bir çoğu yanlışmış.
- Okulda her türlü tiple karşılaşacaksınız, klasik bir vakıf üniversitesinden daha çok devlet üniversitelerini andıran bir şekilde toplumun her katmanından, Türkiye'nin her yerinden bir çok öğrenci olduğunu göreceksiniz.
- Okulda gerek ÖSS'den gelen burslu öğrencilerle, gerekse verilen başarı, sporcu, vb. burslu öğrencilerle, burslu burssuz dengesinin birbirine yakın olduğunu göreceksiniz.
- Okulun en büyük sorunlarından biri paçayı kaptırmadan hazırlığı geçebilmektir. Zaten hazırlıkta defalarca hocaların da söyleyeceği gibi "Siz daha üniversiteli değilsiniz, Lise 4'sünüz (tabi yeni sisteme göre artık 5 diyecekler sanırım), hazırlığı geçip de fakülteli olduğunuz zaman üniversiteli olacaksınız." Ve bunu ispatlarcasına hazırlık okullarında zil vardır, lisedeki gibi 50 dakika yemek arası vardır, 9-16 arası ders vardır. Yabancılık çekmezsiniz yani.
- Hazırlık sınıflarında birazcık rahata bağlayıp da geveşediğiniz anda "repeat" olmaktan kurtulmanız zordur. Ya çok iyi ingilizce bilip de çalışmadan rahat rahat geçeceksiniz ki bu çok düşük bir ihtimal, ya da paşa paşa çalışacaksınız aksi takdirde 2 sene boyunca hazırlık okuyanları ilk duyduğunuzda verdiğiniz tepkinin ne kadar da yanlış olduğunu göreceksiniz.
- “En kolayı C kurudur”, “en zoru B kurudur”, “B’yi geçtin mi A’da takılmazsın” gibi sözlere kulak asmadan, hepsinin kendine özgü zorlukları olduğunu bilerek çalışırsanız yararınıza olacaktır.
- Okula ulaşım için bir çok seçeneğiniz bulunmakta. Otobüsle gidilecekse Kadıköy’den 19’a binmek yerine 19 C’ye bindiğiniz takdirde daha hızlı ulaşacaksınız okula fakat 19 C oldukça nadir gelmektedir. Servis kullanacaksanız, bu sizin için zamandan büyük bir tasarruf olacaktır otobüse göre tavsiye edilir. Arabayla gelinecek ise de tüm Kayışdağı Caddesi boyu İSPARK bulunduğunu söylemeyi bir borç bilirim. Oralara para vermek yerine yakınlardaki ara sokaklara bıraktığınız takdirde otopark parasından kurtulmuş olacaksınız. Yok ben arabamı illa paralı bir yere sokacağım diyorsanız da ister okulun otoparkı ki giriş ve çıkış ve de yer bulma işkencedir, ister İSPARK’lı yere, isterseniz de okulun hemen yakınlarındaki 1’i korsan diğeri yasal olan otoparkçılara verebilirsiniz.
- Yeditepe’de yemek yemek de bir sorundur. Hele ki saat 12’de yemek yemeye gidecekseniz tüm hazırlıkların çıktığı bir saat olduğundan mahşeri bir kalabalıkla karşılaşacaksınız, korkmayın. Sosyal tesislerde yiyeceğim diye kasmayın, ilk gün bile olsa çıkın dışardaki bir çok mekandan birine gidin. Hem yemekhanenin yemek kokuları sinmez üzerinize, hem çevreyi tanıma fırsatı bulursunuz, hem de sarmallar halinde dönen o upuzun kuyruğa girmek zorunda kalmazsınız.
- Kulüplerdi, kariyer günleriydi, bahar festivaliydi, her türlü sosyal aktivitede yer almaya özen gösterin, sırf inek gibi de ders çalışmak bir yere kadar tabi ki. (bunu yazan bu kadar aktif mi? Hayır :D )
- Fakülteye geçtiğinizde (Ticari Bilimler için), binanın dış görünüşü, sınıflar arasında seslerin rahat duyulması sizi korkutmasın. Hele ki yan sınıfta hapşuran birine başka sınıfın hocasının “çok yaşa” diye bağırdığı söylencesini duyduğunuzda, inanın gerçek bile olabilir.
- Bölüm hocalarıyla (Bilişim Sistemleri için) oldukça yakın, arkadaş gibi, aile gibi olacaksınız zamanla. Hayatınızın büyük bölümü laboratuvarlarda geçmeye başladığında, üst üste 3 saat beraber oldukça, muhabbet ilerledikçe bunu göreceksiniz.
Uzun oldu ama genel olarak böyle özetleyebiliriz. Geri kalanını zaten yaşadıkça öğreneceksiniz. Ben de kalan kısımlarını öğrendikçe belki ileride ek olarak buna bir yazı yazabilirim tekrar. Eksikler olabilir, ya da bakış açısına göre yanlışlar. Ama kimsenin karşı çıkmayacağı bir nokta olduğundan eminim ki o da “Yeditepe Üniversitesi’ne gelmeden önce ve geldikten sonraki düşünceleriniz kesinlikle çok farklı olacak.”
4 yorum:
Ne hava atıosun :D
haha atarım tabiii :D :D :D
peki bu üni.yi burslu okuyan ve ing. hiç bilmeyen biri için ne kadar zor ve bu eksilere rağmen seçilmelimidir?
burslu okuyan için neden zor olsun ki zaten? hiçbir zorluğu yok. ingilizceyi hiç bilmeyen birisi için de zaten hazırlık okulu var... 3 kur halinde hazırlık okuyup lisans eğitimine başlanabiliyor..
Yorum Gönder